Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Takip ettiğim blogları şöyle bir karıştırırken denk geldim böyle bir yazıya. Sonra da bana en çok sorulan sorulardan biri olduğunun farkına vardım. Okuduğum yazıyı beğendim ve haklı yanlarını da gördüm ancak benim için öyle olmamıştı. (okumak isteyenler için https://buyuluayrac.blogspot.com/2018/02/kitap-okuma-alskanlg-nasl-kazanlr.html ) Her insan farklı olduğu için bu şaşırtıcı değil elbette. Ben de kendi fikirlerimi yazayım, faydasını görebilecek insanlara ulaşmayı deneyeyim dedim.

Ben inek bir öğrenci olmama rağmen hayatında kitap okumamış küçük bir kızdım. Ailem böyle şeyleri önemseyecek, destekleyecek insanlar değildi. Hatta okuma sevdam başladıktan sonra onlarla da mücadele ettiğim söylenebilir. Tabi ki okuma alışkanlığı için ailelerin yapabileceği çok şey var ancak bu yazıda bunlardan bahsetmeyeceğim. Şimdilik kendi kendimiz için neler yapabiliriz ona değinmek istiyorum. 
Beşinci sınıfta okul birincisi olduğum için teyzem bana Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabını almıştı. Tabi kendisi eğitime çok önem veren bir öğretmen olduğu, beni bu yola ittiği için ne kadar teşekkür etsem az. 
Ben hemen kitaba sarıldım da birden kitap sevdalısı mı oldum? Hayır. Elime aldım, biraz okudum, sıkıldım, bıraktım. Ara ara tekrar başlayıp bir köşeye attım. Yedinci sınıfa geldiğimde, evde tadilat olduğu bir gün (televizyon yoktu) o kadar sıkıldım ki yeniden aldım elime kitabı. Ama bu sefer bıraktığımda dört saat geçmişti ve ben zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. Kitabı sonraki iki gün içinde bitirdim ve o kadar heyecanlıydı ki sürekli anneme anlatıyor, yerimde duramıyordum. 
Kitap okumak ne kadar zevkli bir şeymiş diye düşündüm haliyle. Kimse daha önce bana bunu söylememişti. Daha sonra bir yerlerde ucuz olduğunu gördüğüm "İki Şehrin Hikayesi" kitabını aldım. Okudum okumasına ama pek anladığım söylenemezdi. Sonra kütüphaneye üye oldum ve Harry Potter kitaplarını bitirip Stephen King'e geçtim. Liseyi bitirdiğimde dünya klasiklerini bitirmiştim. 
Bu hikayeyi anlatma sebebim okuma alışkanlığının okumaktan zevk almakla kazanılabileceğini düşünmem. Zevk almalı, sevmeli, heyecanlanmalı, meraklanmalısınız. Okurken ağlayabilmeli ve gülebilmelisiniz. Daha sonra okumak sizin için hayati bir öneme sahip olacaktır. 
İnsan öncelikle zevk aldığı kitapları okumalı, edebi değeri yüksek, öğretici, klasik yada felsefik değil. Bir insana sayıları öğretmeden toplamaya geçemezsiniz. Ben insanın seviyesine göre başlayıp sonra ilerlemesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle 15 yaşında bir gencin fantastik kitaplar okuması neden eleştiriliyor anlamıyorum.
Tabi bu bir türe takıntılı insanları hoş gördüğüm anlamına gelmesin. İnsan ne zaman bir sonraki seviyeye geçmesi gerektiğini bilmeli. Tek yönlü insanlardan hoşlanmam. Sadece aşk romanı okuyan insanla sadece klasik okuyan insanın benim gözümde pek de farkı yoktur. İnsanın tabi ki favori tarzı olur ancak her türe de şöyle bir el atmalıdır bana göre. Kaldı ki faydasız bir kitap olduğuna kesinlikle inanmıyorum. En kötü kitap bile sizin farkında olmadığınız bir şeyler sağlıyor. Sadece eğlence bile olsa.
Ayrıca kitapları amaçlarına göre değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. eğlenmek için okuduğum bir kitap beni eğlendirdi ise benden tam puan almıştır. Ama bir dünya klasiği ondan beklediğim derinliği vermediği için benim gözümde sınıfta kalabilir. Kitap seçerken amacınızı, o anki ruh halinizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurun.
İlk başladığımda bulduğum her şeyi okuyor ve hepsine büyük bir hayranlık besliyordum. Okuduğum her kitap muhteşem geliyordu. Zamanla, hataları, eksiklikleri görmeye başladım. Şimdi ise istediğim her şeyi yapabilecek zamana sahip olmadığımı biliyorum. Haliyle artık daha seçici olmaya çalışıyorum. Zamanımı harcamak istemiyorum ama bu zamanla gelişecek bir şey. İlk etapta sizi zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız kadar etkileyecek kitaplar seçmeye gayret edin.
Tabi her kitabı okumak o kadar kolay olmuyor. Bir aylık bir çaba ile bitirdiğim kitaplar da oldu. Bazen yüz sayfa bir kitabı iki hafta okuyamazken bazen 1000 sayfayı bir günde okudum yemeden, içmeden, uyumadan. Nadiren de olsa pes ettiğim oldu. Ama her zaman sorumluluk sahibi bir insan oldum ve yapmam gerektiğini düşünüyorsam yaparım. Kendime bir şey sıkıcı ya da zor diye bırakma izni vermem. Bu tarz bir lüks şımarıklık ve sorumsuzluk gibi gelir bana. 
Bunların dışında her gün yatmadan önce okurdum. Bazen okuduğum kitap nedeniyle sabahlar, bazen de okumadığım için uyuyamazdım. Bazen sırf ben uyuyayım diye babam elektrikleri keserdi, ben telefon ışığı ile okurdum. Yeterince boş zaman olmadığını insanlardan çok duyuyorum. İnsanlar okumak için boş zaman olması gerektiğini nereden çıkarıyorlar hiç bir zaman anlamadım. Okumak fizyolojik bir ihtiyaçtır. Kimse yemek yemek ya da uyumak için boş zaman beklemiyor. Zaman yaratılan bir şeydir. Kaldı ki ben bir süre okumasam o kadar gergin olurum ki bir hafta aç kalmış olsam daha iyi. Şu an günün yarısını alan bir işim var, kpss çalışmalıyım ve ev işleri ile uğraşmam gerekiyor. İlgilenmem gereken insanları saymaya gerek yok tabi. Okuma hızım yarıya düşmüş olsa da en azından mesai saatleri içinde bulduğum her beş dakikada dahi okumaya çalışıyorum. 
Peki bu kadar çabaya değer mi? Benim için değer. Okumak beni hayatımın en büyük travmalarında korudu, bana bir kaçış yolu sundu. Bunun dışında güldürdü, ağlattı, rahatlattı ve en önemlisi belki de hiç düşünmeyeceğim şeyleri düşündürdü. Aynı zamanda doyumsuz da yaptı. Belki biraz da kibirli, daha zeki, akıllı. Çok şey isteyen, ama geldiği seviyeden asla memnun olmayan biri oldum. Dünyayı gördüm, tanıdım, insanları anladım kitaplar sayesinde. Çok şey de öğrendim. Kısaca okumak beni olduğum insan yaptı ve benim için şu an olduğum insan olabilmek, kendimi sevebilmek paha biçilemez. 
Ne kadar zamanım olduğunu bilmiyorum. Hayatta zamandan daha kıymetli bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Ama her zaman bir gün bana kısa geldi. Her zaman yapmak istediğim şeyler vardı. Her zaman zamanı iyi planladım ve gereksiz şeylerden ziyade kendime yatırım yapmaya çalıştım. Çünkü öldüğüm zaman yanımda götürebileceğim tek şeyin kendim olduğunun farkındayım. 
Kendimi bırakırsam söyleyecek çok şeyim var ancak şimdilik yeterli diye düşünüyorum. Umarım birilerine faydası olur. Görüşmek üzere. 


1 yorum: